RSS

Modern selefilerin tevessül, istiğase ve şefaat meselelerinde anlamak istemedikleri hakikatlerden: “Keramet”

08 Mar

Allah cc her şeyin sahibidir ve kadiri mutlaktır. Onun olmasını dilediği olur. Bunu engelleyecek hiçbir güç yoktur. İnsan ise her özelliğiyle aciz bir kuldur. İnsan aklı da acizdir. Kulun teklifi hukumlerı idrak etmesi için verilmiştir. Yoksa her şeyi künhüyle idrak edebilecek kabiliyyette ve özellikte değildir. Harıkulade olaylar karşısında şaşırıp kalması bunun en buyuk fıtrî delillerindendir. Her şeyi künhüyle bilen yalnızca Allah’tır. Allahın mahıyetını künhüyle kim idrak edebilir? Kim ateşin İbrahim as’ı yakmaması serinlik olmasını idrak edebilir….  Bir nefsin, aklıyla her şeyi idrak edebileceğini iddia etmesi ilahlık iddia etmesi demektir. Bu nedenle, idrak etmediğini inkara yeltenmek, akl-i selim bir davranış değildir, aksine nefsi emmarenin, derhal arınılması gereken özelliklerindendir.

Harıkulade olaylar 4 çeşittir: Peygamberlik iddia eden kişinin elinde sadır olana MUCİZE; şeriata bağlı müttaki bir zat elinde sadır olana KERAMET; sıradan bir mü’minden sadır olana MEUNET; ilahlık taslayan bir kafirin veya bidatçinin elinde sadır olana İSTİDRAÇ denir.[1]

Keramet; itaatkarlığın meyvesini tanısın ve dinin hak olduğuna dair basiret ve inancı artması için Allahın sevdiği bir kula bir ihsanıdır. İmam Taftazani Şerhu’l-Akâid’de şöyle demektedir: “Velinin kerameti haktır. Veli, Cenab-ı Allah’ı ve sıfatlarını imkân nispetinde bilen, ibadetlere devam eden, masiyetlerden uzak duran, dünyevî lezzetlere ve şehvetine kendini kaptırmayan kimsedir… Kerametin hak oluşunun delili, sahabe ve sonraki nesillerden birçok kimseden inkârı gayr-i kabil, tevatür yoluyla nakledilen rivayetlerdir… Ayrıca Kuran-ı Kerim’de, Hz. Meryem’den, Hz. Süleyman’ın yakın arkadaşından keramet zuhur ettiğini gösteren ayetler vardır. Kerametin vukuu sabit olduktan sonra imkânını ispata gerek kalmaz… misal olarak; uzak mesafeleri çok kısa bir zamanda katetmek, Hz. Süleyman’ın yakın arkadaşı –en meşhur olan görüşe göre- Âsaf bin Berhıyâ’nın göz açıp kapamadan Belkıs’ın tahtını çok uzak mesafeden getirmesi bu kabildendir. ihtiyaç halinde yiyecek, içecek ve giyeceğin bir anda zuhur etmesi, Hz. Meryem’e olağanüstü biçimde yiyecek zuhur etmesi bu kabildendir. Nitekim şu ayet-i kerimede bu hadise anlatılmıştır. “Zekeriya mabedde onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. «Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?» demiş, o da: Bu, Allah’ın katındandır» cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.” (Âl-i İmrân, 37). Su üzerinde yürümek bir çok velinin kerameti olarak nakledilmiştir.. cemâdâtla ve hayvanlarla konuşmak Cemadatla konuşma hususunda Hz. Selman ve Hz. Ebu’d-Derda önünde bulunan bir çanak Cenab-ı Allah’ı tesbih etmiş, mezkûr sahabiler de bunu bizzat işitmişlerdir. Hayvanlarla konuşmaya gelince Ashab-ı kehf’in köpekleriyle konuşması buna misal gösterilebilir. Ayrıca Allah resulü şöyle anlatmıştır: “Adamın biri öküzün sırtına ağır bir yük yükleyince öküz dile gelip adama, ben bunun için yaratılmadım, ben ancak çift sürmek için yaratıldım, demiştir.” Bunun üzerine sahabe fesübhanellah, öküz dile geldi, diyerek hayretlerini gizleyememiştir. Allah resulü de buna iman ettim, demiştir (buhari). Hz. Ömer Medine’de minberden hutbe verirken Nihavend’e savaşa gönderdiği ordusunu görmüş ve ordu komutanına hitaben “ey Sâriye, dağdan uzak dur, dağdan uzak dur” diyerek onu dağın ardından gizlice taarruza geçen bir düşman birliğine karşı uyarmıştır. Komutan Sâriye de o kadar uzak mesafeye rağmen Hz. Ömer’in sesini duyarak gerekli önlemi almıştır. Hz. Halid bin Velid’in zehir içip bundan hiç zarar görmemesi, Nil nehrinin Hz. Ömer’in gönderdiği bir yazı vesilesiyle akmaya başlaması da evliyanın kerametine birer misaldir. Bunlara benzer daha sayılamayacak kadar keramet nakledilmiştir.”

Kerametin hakikat olduğu kati delillerle ispat edildikten sonra, meselenin detaylarına dair rivayetlerde ahad veya zayıf hadisler kullanılmıştır. Bu yüzden siyer ve hasais kitaplarında konuyla ilgili zayıf hadislere yer verilmiştir. Zıra bu detaylar fezaili amaldendir. Bu yüzden İbn teymiyye de ibn abdilvehhab da eserlerinde ilgili ahad ve zayıflara yer vermiştir. İbni teymiyyenın zikrettiği kerametlerden bazıları şunlardır: Ümmü Eymen hicret ederken oruçluydu, iftarını havada asılı olan sudan kana kana içti. Efendimizin azadlı kölesi Sefine, bir elçilik sırasında kendisine bir aslan eşlik etmiştir. Bera’ b. Malik, yemin ettiği her zaman duası hep kabul olurdu, defalarca tercrube edilmişti. Halid b. Velid,  bir kale halkının musluman olması karşılığında zehir içmesi ve hiçbir zarar vermemesi. Ebu müslim elhavlani askerleriyla dicle üzerinden yürüyerek geçmiştir, esvad elansi onu ateşe attığında o ateşte namaz kılar, Said b elmuseyyebin efendimizin kabrinden ezan sesını duyması.

Ey selefi geçinenler! Tarihte kerameti inkar edenlerin mutezile olduğunu size hatırlatırız. Ayrıca Ulema bu olayları nakledince -hem de ibn teymıyye ve ibn kayyım vd de- tekfir ya da bidat sebebi olmuyor da biz mümkün ve mucerreb olduğunu göstermek için nakledince mi oluyor? Selef ya da halef bu nakillerdenden dolayı kimi tekfir etmiş ya da bidatçı diye ilan etmiş? Bu zatların kitaplarından bu bölümleri çıkartmakla meşgul olacağınıza meseleyi idrak etmeye çalışsanız sizin için daha hayırlı olur!

[1] Nureddin es-Sabuni; el-kifaye.

 
 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Evet görüşünüzü alabilir miyim?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: